Beyin Kanaması Hakkında Bilgiler

Beyine giden damarların patlaması veya tıkanmasıyla birlikte oluşan beyin kanaması rahatsızlığı tehlikeli ve riskli bir hastalık olup; kişi üzerinde felce kadar gitmektedir. Beyin içindeki damarların zedelenmesiyle oluşan beyin kanaması ülkemizde sıkça görülen rahatsızlıkların başın gelmektedir. Read more…

10 views

Be the first to comment - What do you think?  Posted by admin - 06 Ağustos 2011 at 10:23

Categories: Genel Sağlık Bilgileri   Tags: , , , , , , ,

Akraba Evlilikleri ve Kalıtsal Hastalıklar

Akraba evliliklerinin en sık yapıldığı ülkelerden biri olan Türkiye’de yapılan araştırmalarda, yüzde 25’lik bir kısmın kendi akrabasıyla, kan bağı olan kişilerle evlendiği görülmektedir. Kalıtsal hastalıkların ortaya çıkmasına neden akraba evlilikleri bir çok sorunu beraberinde getirmektedir. Read more…

84 views

Be the first to comment - What do you think?  Posted by admin - at 10:14

Categories: Genel Sağlık Bilgileri   Tags: , , , , , , , , ,

AIDS vakalarında büyük düşüş

Birleşmiş Milletler (BM), dünyada son on yıl içinde yeni AIDS vakalarının yüzde 25 oranında düştüğünü bildirdi.

BM AIDS ajansı UNAIDS tarafından hazırlanan raporda, vakaların yanı sıra AIDS nedeniyle ölenlerin sayısının da azaldığı belirtilerek, hastalığın tedavisi, hastaların bakımı ve önleyici hizmetlere erişimin artması nedeniyle ölümlerin azalmasında benzersiz bir ilerleme sağlandığı kaydedildi.

UNAIDS dün gece yayımladığı raporda, AIDS tedavisi ve ölümlerin azalmasında elde edilen başarılara rağmen, tedavi ve ölüm oranlarındaki azalmanın her yerde aynı oranda olmadığı, küresel hedeflerin gerisinde kaldığı vurgulandı.

Sadece 2009 yılında 2,6 milyon kişinin AIDS virüsü HIV kaptığı bildirilen raporda, 2010 yılının sonunda ise 34 milyon kişinin HIV ile yaşadığı belirtildi.

Raporda ayrıca, geçen yılın sonu esas alınarak yapılan değerlendirmeye göre alt ve orta gelirli ülkelerde yaşayan insanlardan 6,6 milyon kişinin ilaçla AIDS tedavisi görebildiği, ancak bu ülkelerdeki 9 milyon hastanın tedaviden mahrum olduğu kaydedildi.

10 views

Be the first to comment - What do you think?  Posted by admin - 13 Haziran 2011 at 13:09

Categories: Kanser Nedir   Tags:

Antibiyotiğe duyarlı yeni bir bakteri bulundu

Süt örnekleri üzerinde araştırma yapan İngiliz bilim adamları, kısaca “MRSA” adı verilen “metisilin” adlı antibiyotiğe dirençli “stafilokok aureus” bakterisinin yeni bir tipinin varlığını ortaya çıkardı.

Bilim adamları, İskoçya, İngiltere, Danimarka’daki insanlardan alınan kan örneklerinde de yeni tip MRSA’ya rastlandığını belirtti.

Bazı antibiyotiklere dirençli yeni tip bakterinin standart testlerle belirlenememesinin kaygı verici olduğunu vurgulayan bilim adamları, ancak bakterinin, sütten gıda zincirine bulaşma ihtimalinin sütlerin pastörize edilmesi halinde mümkün olmadığına işaret etti.

İngiltere’deki Cambridge Üniversitesi’nden Mark Holmes başkanlığındaki bir grup bilim adamının araştırması, İngiltere’nin saygın tıp dergilerinden ”Lancet Infectious Diseases”ın geçen haftaki sayısında yayımlandı.

Mandıradaki sığırlar için ölümcül olan bovine mastitis hastalığına neden olan S. aureus bakterisi üzerinde araştırma yaparken aldıkları süt örneklerinde yeni tip MRSA’yı belirleyen bilim adamları, İskoçya, İngiltere ve Danimarka’daki, tarama testleri ve MRSA hastalığı taşıyan kişilerden alınan kan örneklerinde de yeni tip MRSA bakterisine rastladı.

Bakterinin varlığının ortaya çıkarılmasından bu yana geçen süre içinde İrlanda ve Almanya’da, insandan alınan kan örneklerinde de yeni tip MRSA bakterisi bulundu.

Yeni tip bakterinin, MRSA’nın bilinen tipinde buluna MecA genine sadece yüzde 60 oranında benzerlik gösterdiğine dikkati çeken bilim adamları, bunun, yeni tip bakterinin standart testlerle belirlenemeyeceğini gösterdiğine işaret etti.

ABD’de her yıl MRSA bakterisi nedeniyle 19 bin kişinin hayatını kaybettiğini ve Avrupa’da da her yıl aynı sebeple hemen hemen aynı sayıda kişinin öldüğünün sanıldığını belirten uzmanlar, ABD’de bir yıl içinde MRSA nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısının aynı ülkede HIV ve AIDS nedeniyle ölenlerden fazla olduğuna dikkati çekiyor.

Uzmanlar, antibiyotiklerin onlarca yıldan beri aşırı ve yanlış kullanımının, MRSA ve Clostridium-difficile gibi, antibiyotiklere dayanıklı enfeksiyonlarda görülen artışın başlıca nedeni olduğunu açıklıyor.

15 views

Be the first to comment - What do you think?  Posted by admin - at 13:09

Categories: Kanser Nedir   Tags:

Kalbi yenileyen ilaç farelerde başarılı oldu

Kalbin kendi kendini yenilemesini sağlayan bir ilacın fareler üzerinde denenerek başarılı olduğu belirlendi.

Nature dergisinde yayımlanan araştırmada, çocuklarda kalbin gelişiminde anahtar rol oynayan timosin beta 4 (TB4) adlı proteinin, yetişkinlerin kalbinde ”uykudaki” kök hücreleri uyandırabildiği saptandı.

University College London’dan bilim adamlarınca yapılan araştırmada, bunun, kalp krizi geçirildiğinde kalbin etrafındaki damar ve kasların kendi kendilerini onarabileceği anlamına geldiği belirtildi.

İngiliz basınında çıkan haberlere göre, fareler üzerindeki deneylerde, söz konusu proteinin kalbin performansını yüzde 25′e varan oranda artırdığını saptayan bilim adamları, şimdi birkaç yıl içinde insanlar üzerinde denemelere başlamayı planlıyor.

Araştırmanın başkanı Prof. Paul Riley, günün birinde, kalp krizi riski olan bir kişinin bu ilaca başlayabileceğini ve kalp krizi geçirmesi halinde kalbinin kendi kendisini onarmaya başlayabileceğini söyledi.

Kısa bir süre öncesine kadar, diğer organların aksine kalbin kendisini yenileme yeteneğine sahip olmadığı zannediliyordu. Bu, bir kişi kalp krizi geçirdikten sonra kalbinde oraya çıkan tahribatla, yaşam kalitesi düşmüş olarak yaşaması anlamına geliyordu.

Prof. Peter Weissberg de “Beş sene önce bile insanlar bunun bir bilim kurgu, bir fantazi olduğunu söylüyorlardı. Bu, uzun bir sürecin başlangıcı” dedi.

Weissberg, kalbin durumunda küçücük bir iyileşmenin hastanın yaşam kalitesinde büyük bir gelişme olarak yansıyacağını kaydetti.

5 views

Be the first to comment - What do you think?  Posted by admin - at 13:09

Categories: Kanser Nedir   Tags:

Yaşlanmayı geciktirmenin sırrı

Celal Bayar Üniversitesi (CBÜ) Dermatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serap Öztürkcan, güneşten korunma, doğru beslenme, sigarayı bırakma ve doğru bakımla, ciltte yaşlanmayı geciktirmenin mümkün olduğunu bildirdi.

CBÜ Tıp Fakültesi, Manisa Sedef Hastalığı Derneği, Manisa Deri ve Zührevi Hastalıklar Derneği tarafından düzenlenen “6. Sipil Dermatoloji Günleri”, İzmir Ege Palas Otel’de başladı.

Ege Bölgesi’ndeki dermatologların biraraya geldiği ve iki gün sürecek etkinliğin açılışında Prof. Dr. Öztürkcan, insan cildinin, “yaşlanmaya bağlı değişikliklerin görünür olduğu ilk ve en temel organ olduğunu” söyledi.

Serap Öztürkcan, son yıllarda, yaşam sürelerinin uzaması, görünüme verilen önemin artması gibi etkenler nedeniyle, deri görüntüsündeki bozulmaların kişinin psikolojisini, sosyal ilişkilerini, işini ve sağlığını etkilediğini anlattı.

Fizyolojik nedenlerle oluşan yaşlanmayı engellemenin mümkün olmadığını söyleyen Prof. Dr. Öztürkcan, “Ancak, güneşten korunma, doğru beslenme, sigarayı bırakma ve doğru cilt bakımıyla yaşlanmayı geciktirmek mümkündür” diye konuştu.

Bu yılki Dermatoloji Günleri’nin ilk gününde, dünya nüfusunun yüzde 2′sini etkileyen, “yaşam kalitesini olumsuz yöne evrilten” bir hastalık olan ”Psoriazis vulgaris”in güncel bir yaklaşımla konuşulacağını anlatan Prof. Dr. Öztürkcan, bu hastalığın tedavi yollarının da konunun uzmanlarınca ele alınacağını söyledi.

Prof. Dr. Öztürkcan, yarın da gençlerin yüzde 67′sinde görülen ‘atopik dermatit” ve güneşe maruz kalmanın temel sebebini oluşturduğu, deri kanserleri konularının irdeleneceğini bildirdi.

CBÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Pakdemirli de üniversitelerin yenilikçi olması gerektiğini, bunun da yeni fikirler üretmekle, bilimsel toplantılarla mümkün olduğunu, 6. Sipil Dermatoloji Günleri’nin buna katkı sağlayacağına inandığını söyledi.

8 views

Be the first to comment - What do you think?  Posted by admin - at 13:09

Categories: Kanser Nedir   Tags:

Anksiyete bozukluğuna egzersiz çözümü

Amerikalı araştırmacılar, altı haftalık egzersiz programının anksiyete bozukluğu olan kadınların sıkıntılarının hafiflemesine yardımcı olabileceğini saptadı.

Columbus’taki Güney Carolina Üniversitesinden Matthew Herring, normal dışı bir tedirginlik ve korku hali olarak ortaya çıkan anksiyete bozukluğunda egzersizin uygulanabilir, güvenli ve tolere edilebilir kısa dönemli tedavi seçeneği olabileceğini belirtti.

Araştırmalarını genel anksiyete bozukluğu olan 30 kadınla yaptıklarını kaydeden Herring, araştırmanın daha da derinleştirilmesi gerektiğini söyledi.

Herring, ilaç ve davranış terapileri gibi mevcut tedavilerle rahatsızlığın giderilmesinde sınırlı başarı sağlanabildiğini de ifade etti.

26 views

Be the first to comment - What do you think?  Posted by admin - at 13:09

Categories: Kanser Nedir   Tags:

Plastik poşet sizi bir gün aç bırakabilir!

Erciyes Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. İbrahim Peker, plastik poşetlerin kimyasal çözünmesiyle toprak ve suya zehir karıştığını belirterek, bu mikroskobik zehirli parçacıkların besin zincirine girdiklerini bildirdi.

Peker, AA muhabirine yaptığı açıklamada, plastiklerin, petrol veya petrol türevlerinden üretildiğini söyledi.

Plastik ambalajların son derece hafif olmasından ve kolay şekil alabilmesinden dolayı, giderek daha yaygın şekilde kullanıldıklarını
ifade eden Peker, plastik ambalajların başlıca türlerinin “Polietilentetraftalat (PET), polivinilklorür(PVC), polistren(PS) ve polietilen(PE)” olduğunu
anlattı.

Polietilenin plastik poşetlerde en çok kullanılan maddelerden biri olduğuna dikkati çeken Peker, şu bilgileri verdi:

“ABD’deki doğayı koruma kuruluşlarının araştırmalarına göre, dünyada plastik torba kullanımı yılda yaklaşık 500 milyon ile 1 trilyon adet arası değişmektedir. Bu torbaların geri dönüştürülen miktarı ise ancak yüzde 1′dir. Bir torbanın geri kazanımı, yenisini üretmekten kat kat pahalıdır. Geri dönüşüm projelerince 1 ton plastik torbanın işlenme ve dönüşümü 4 bin dolara mal olurken, bunların bilahare yeni olarak marketlere satışı sadece 32 dolardır.

1975′teki bir araştırmaya göre, okyanuslarda dolaşan gemiler yılda yaklaşık 3 milyon 700 bin kilogram plastik torbayı denizlere boşaltmışlardır. Dünya yüzeyi henüz bir plastik çöplüğüne dönmemişse, bunun nedeni denizlerin dibinin çöplük olarak kullanılmasındandır.”

Doğaya bırakılan plastik torbaların rüzgarla en ücra köşelere kadar ulaştığını, ızgaralardan sızarak kanalizasyon yoluyla deniz, göl ve nehirlere karıştığını belirten Peker, plastik torbaların ışık altında kimyasal çözünmeye uğradıklarını anlattı. Peker, çözünen plastiklerin zaman içinde daha küçük ve daha zehirli petro-polimerlere bölündüklerini ifade ederek, “Plastik  poşetlerin kimyasal çözünmesiyle toprak ve suya zehir karışır. Sonuçta bu mikroskobik zehirli parçacıklar besin zincirine girer. Ayrıca denizler ve nehirlerde kirlilik oluştururlar ve kanalizasyon sistemlerini tıkarlar” dedi.

Neredeyse Antarktika’dan, Kuzey Denizi’ne kadar dünyada hemen hemen her deniz kuşunun midesinde plastik atık bulunduğunu dile getiren Peker, şunları
anlattı:

“Bunun yanı sıra, naylon poşet üretimi petrol gibi yenilenemeyen enerjinin git gide azalmasına yol açmaktadır. Bir naylon poşet üretmek için harcanan enerji yaklaşık olarak bir arabanın 100 metre boyunca yol almasını sağlamaktadır. Ayrıca bu poşetlerin bertaraf edilmesi üretiminden çok daha pahalıya mal olmaktadır. Bu poşetlerin doğada kendiliğinden yok olması da çok uzun süreler almaktadır. Ortalama 10-15 dakika kullandığımız bir naylon poşetin doğada kendiliğinden tümüyle yok olması için yüzlerce yıl gerekir. Tüm bu sebeplerden dolayı birçok ülke naylon poşet kullanımına kısıtlama getirmektedir. Örneğin, Bangladeş plastik torba kullanımını yasaklamıştır. Çin, kullanımını paralı yapmıştır. İrlanda, Avrupa;da bir ilk olarak, 2002;de plastik torbaları vergilendirmiş ve bugüne kadar ülkede plastik torba kullanımında yüzde 90 azalma kaydedilmiştir. İsrail, Kanada, Batı Hindistan, Botswana, Kenya, Tanzanya, Güney Afrika, Tayvan ve Singapur;da ise yasaklanma yolunda ciddi adımlar atılmıştır.”

“Kişisel bilinç oluşturmalı”

22 views

Be the first to comment - What do you think?  Posted by admin - at 13:09

Categories: Kanser Nedir   Tags:

Bisfenol A Türkiye’de de yasaklandı

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, kanserojen olabileceği şüphesi üzerine, AB ile paralel olarak, biberon gibi bebek beslenmesinde kullanılan polikarbonat malzemelerin üretiminde Bisfenol A’nın (BPA) kullanımını yasakladı.

Bir ay içerisinde gerekli düzenlemeleri yapmayan iş yerleri ve satış yerlerinin faaliyetine izin verilmeyecek Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın Türk Gıda Kodeksi Gıda Maddeleri ile Temasta Bulunan Plastik Madde ve Malzemeler Tebliği’nde yaptığı değişiklik, Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Tebliğ uyarınca, referans numarası “13480″ olan ”2,2-Bis(4-hidroksifenil)propan”, Türk Gıda Kodeksi (TGK)-Bebek Formülleri ve TGK-Devam Formülleri Tebliğleri’nde bebek olarak tanımlanan tüketici grubu için kullanılan, polikarbonat madde ve malzemelerin üretiminde kullanılamayacak. Tebliğdeki geçici madde uyarınca, halen faaliyet gösteren ve bu tebliğ kapsamındaki ürünleri üreten, ithal eden ve satan iş yerleri, 1 ay içinde tebliğ hükümlerine uyacak. Bu süre içerisinde gerekli düzenlemeleri yapmayan iş yerleri ve satış yerlerinin faaliyetine izin verilmeyecek. Bu iş yerleri hakkında 5996 sayılı “Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu” hükümlerine göre işlem yapılacak.

BPA, damacana, bazı fırın kapları, biberon gibi sertleştirilmiş polikarbonat (PC) maddelerde kullanılıyor. BPA’nın “endokrin bozucu” etkisi dolayısıyla kansere neden olabileceği yönündeki iddialar üzerine, AB bir süre önce biberonlarda BPA kullanımını yasaklamıştı.

BPA’nın endokrin bozucu etkisi nedeniyle kansere neden olabileceği yönünde, halen bilimsel olarak kesin bir tespit yapılmadığı, ancak AB’de EFSA’nın bu şüpheler üzerine biberonlarda kullanım yasağı getirdiği, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın da bu yasak kararına uyduğu belirtildi.

AB’nin Sağlık ve Tüketici Politikası Komiseri John Dalli, geçen yıl yaptığı açıklamada, BPA’nın kullanılmaması kararının AB hükümetlerinin çoğunluğu tarafından desteklendiğini belirterek, yapılan yeni araştırmaların, kesin olmayan bazı alanlarda BPA’nın gelişme, bağışıklık ve tümör büyümesinde etkili olduğunu gösterdiğini söylemişti. AB, bu yıl esleme biberonlarında polikarbon üretimini, ithal ve satışını yasaklama kararı öngörüyordu.

Polikarbon damacanalar aklandı

6 views

Be the first to comment - What do you think?  Posted by admin - at 13:09

Categories: Kanser Nedir   Tags:

“Pioglitazon” içeren ilaçlarla ilgili uyarı

Türk Eczacılar Birliği, mesane kanseri riskine yol açması dolayısıyla Fransa’da satışı durdurulan “Pioglitazon” içeren ilaçlar konusunda, Sağlık Bakanlığının derhal harekete geçerek kamuoyunu aydınlatması gerektiğini belirtti.

Türk Eczacılar Birliği, yaptığı yazılı açıklamada, Avrupa İlaç Ajansı’nın (EMA) resmi internet sitesinde yer alan 9 Haziran tarihli açıklamada, Fransa İlaç Ajansı’nın (AFSSAPS) “Pioglitazon” içeren ilaçların satışını Fransa’da durdurma kararını, Avrupa İlaç Ajansı’na bildirdiğini ifade etti.

“Pioglitazon”un, ağız yoluyla alınan, kandaki şeker seviyesini kontrol altına almaya yardımcı olan ve Tip 2 yani insüline bağlı olmayan diyabet hastalığına karşı kullanılan bir ilaç olduğu belirtilen açıklamada, bazen insülin ve diğer ilaçlarla birlikte kullanılabilen “Pioglitazon”un Tip 1 yani insüline bağlı diyabet tedavisi için uygun olmadığı vurgulandı.

Açıklamada, mesane kanseri riskine yol açması dolayısıyla Fransa’da satışı durdurulan ve Avrupa İlaç Ajansı’nın gündeminde olan “Pioglitazon”un, Türkiye’de 10 farklı ilacın 62 farklı formu içerisinde bulunduğu belirtilerek, halk sağlığını doğrudan ilgilendiren “Pioglitazon” içeren ilaçlar konusunda Sağlık Bakanlığının derhal harekete geçerek kamuoyunu aydınlatması gerektiğine işaret edildi.

16 views

Be the first to comment - What do you think?  Posted by admin - at 13:09

Categories: Kanser Nedir   Tags:

Sonraki Sayfa »